• Alper Işıkal

Enerji Hukuku-Çevre Hukuku İlişkisi



Enerji Hukuku ile Çevre Hukuku arasındaki ilişkide hedeflenen de çevre tarafından kabul edilebilir düzeydeki zararların doğması suretiyle enerjinin üretilmesidir. İdare bir taraftan asil hedef olan “sürdürülebilir kalkınmayı” sağlamak diğer taraftan ise “cevrenin korunması”nı temin etmekle yukumludur ki bu da enerjinin uretilmesinde ancak Yenilenebilir Enerji Kaynakları (“YEK”)nin kullanılmasiyla saglanabilir. Bugun idarenin tercihi YEK’lerin kullanılması icin zorlayicı kurallar koymak yerine bir takim tesvik ve destek mekanizmaları (“YEKDEM”) getirmek bu yonde hukuki duzenlemeler yapmak olmustur. Idare oncelikle YEK yatırimı yapılabilecek alanları tespit etmekte ve YEK haritası cıkartarak o yerlerde imar planı yapmaya yetkili mercilere bu haritaları bildirmekte ve bu YEK alanları imar planlarına yetkili mercilerce re'sen islenmektedir. YEK alanı olarak belirlenen alanlarda bu niteliklerine aykırılık olusturacak sekilde imar planları yapılamamaktadır. Doğal sit alanları icinde yer alan bir takim arazilerde Tabiat Varlıkları Koruma Kurullarının iznine bağlı olarak YEK alanları tespit edilebilmektedir. YEK alanlarının belirlenmesinde kamu yararı, cevresel unsurlar ile ulkenin enerji ihtiyacı bakımından catışır. Örneğin ruzgar tribunleri, vasıfları nedeniyle genelde koruma alanları, sit alanları, kıyı alanları gibi alanlara konuslandirilmaktadir. Bu tesislerin kurulmasi dogal olarak o ozel alanlara mudehaleyi gerektirmektedir. Bu ve benzeri catısmalarda Kultur ve Tabiat Varliklarinı Koruma Yuksek Kurulu’nun 20.07.2011 tarih ve 688 sayili “ilke karari” tatbikatta yon tayin edici bir niteliği haizdir. Anilan kararda; “Dünyada çevreyi olumsuz etkilemeyecek kaynaklardan yararlanmanın küresel ölçekte çevrenin korunabilmesi için giderek önem kazandığı bir süreçte, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de rüzgar enerjisi santrallerinin yapımının prensip olarak uygun görüldüğüne, genelde desteklenmesi ve özendirilmesi politikası kapsamında; doğal sit alanlarında, rüzgar enerjisi santralleri yapılacak yerlerin özellikleri ve konumları, alana ilişkin daha önce alınmış koruma kurulu kararları, ilgili kamu kurum ve kuruluşları görüşleri, gözönüne alınarak koruma kurullarınca değerlendirilebileceği...” ifade edilmistir. Anilan kurullar bu doğrultuda her konuyu kendi durumuna gore değerlendirerek buna gore Cevresel Etki Degerlendirme raporlari(“CED”) uyarinca karar vermektedir. Peki CED nedir? CED kapsaminda kabaca cevreye ne gibi zararlar verebilir? En az zararin olusmasi icin ne gibi tedbirler alinmistir? gibi hususlar degerlendirilmektedir. Yururlukteki CED Yonetmeliği bu konuya iliskin ayrintili duzenlemeler icermektedir. Kapsam bakimindan CED mevzuatina tabi olup olmamakta esas olan kamu veya ozel kisi ayrimi olmaksizin gerceklestirilen faaliyetin cevreye etkisi olup olmadiğidir. Mevzuatta, ilgili cetvelde belirtilen kimi faaliyetler bakimindan gerceklestirilebilmesi icin mutlaka “CED Olumlu” raporu alinmasi kimi faaliyetler bakimindan ise somut olay uzerinden “CED Raporu” almaya gerek olup olmadiğina yerin ve projenin ozelliğine gore yetkili idare tarafindan verilmesi gerektiği belirtilmistir. Yetkili idare esas itibariyle bakanliktir ama kimi faaliyetler bakimindan karar alma yetkisinin ilgili ilin valiliğine devredebileceği de ifade edilmistir. “CED Olumlu” karari verilmis bir faaliyete iliskin proje 7 yillik surede baslanmamis ise bu “CED olumlu” karari gecerliliğini yitirmektedir.“CED Olumsuz” kararinda faaliyetin olumsuz degerlendirilmesine neden olan kisimlari değistirilerek yeniden basvuru yapabiliyor. “CED Olumlu” ve “CED Olumsuz” kararlarina IYUK anlaminda kesin ve yurutulebilir birer islem olmalari dolayisiyla davaya konu olabilmektir. CED’e aykiriklarin yaptirimlari ise; faaliyetin durdurulmasi, idari para cezasi verilmesi, CED’e uygun sekilde faaliyetlere baslandiği halde, rapora aykiri uygulamalar yapilirsa idari para cezasi verilmesidir. Ayrica hicbir tesvik, onay vs. idare bakimindan verilmemektedir.

0 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İhtiyati Tedbir Kararına İtiraz, Temyiz yolunun Kapalılığı

İlk derece mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yolunun kapalı olup olmadığı yönündeki Yargıtay Hu